Metabolik Cerrahi

0 8

Obezite ameliyatlarından farklı olarak tip 2 diyabet hastalarına uygulanan cerrahi yöntemdir. İnce barsaklarımız sindirim ile ilgili birçok hormon salgılarlar. İnce barsakların üst bölümlerinden insülin direncini artıran, aşağı bölümlerinden ise insülin duyarlılığını artıran hormonlar salgılanır. Bu hormonlar yiyeceklerimiz ince barsaklarda geldiği seviyeye göre salgılanırlar. Ancak, son yüzyıldır insanların, özellikle sanayileşmiş toplumlarda, gıdaya ulaşmaları daha rahat olmuştur. Aynı zamanda yiyeceklerimiz de daha işlenmiş durumdadır. Gıdaların işlenmiş olması sonucu ince barsakların son kısmına sindirilmemiş gıda gelmemekte ve insülin hassasiyetini artıracak hormonlar salgılanamamaktadır. Bu nedenle toplumlarda tip 2 diyabet oranı artmaktadır. Bu ameliyatlarda ince barsağın insülin hassasiyetini artıran kısmı yer değiştirilerek ince barsağın üst kısmına alınmaktadır. Sonuç olarak ince barsakların yer değiştirilmesi sonucu oluşan hormonal değişimden faydalanılan bir ameliyat yöntemidir. Bu tip ameliyatlara metabolik cerrahi denmektedir.

2. Bu ameliyatlar kimlere yapılmaktadır?

2 türlü diyabet hastalığı vardır. Vücutta hiç insülin salgılanmayan tip I ve insülin salgılandığı halde vücudun kullanamadığı tip II diyabetler. Tip 2 diyabette hatta normalden fazla bile insülin salgılanır, ancak bu insülin hücrelere etki edemez ve şeker hücre içine giremez. Böylece kanda şeker yüksek kalır. Tip II hastalarının da %80’inde şeker kontrolü düzenli değildir. Metabolik cerrahi işte böyle insülin salgılanıp da kullanılamayan tip II hastalarında uygulanır. Ameliyattan fayda görecek insanlar vücudunda insülin depoları dolu olan ve insülin aktivitesi iyi olan tip II diyabetlilerdir. Elbette her tip II diyabetliye bu ameliyat yapılmamalıdır. Bu ameliyat ancak ilaçlar, diyet ve egzersizle kontrol altına alınamayan şekeri olan hastalara veya şekere bağlı komplikasyon gelişmiş tip II diyabetlilere uygulanır. Zaten hayat boyu diyet ve egzersize uymak da çok zordur.

3. Diyabetin komplikasyonları nelerdir?

Diyabet, tüm dünyada görülme sıklığı giderek artan bir hastalıktır. Fast food dediğimiz hazır yiyeceklerin, işlenmiş gıda maddelerinin ve gıdaların içine konan koruyucu içeren yiyeceklerin tüketiminin artmasına paralel olarak tüm dünyada tip II diyabet oranı da artmaktadır. Zaman içinde bu hastalarda ciddi bir boyutta kalp ve damar hastalıkları gelişecektir. Bu kalp ve beyne giden damarlarda olabildiği gibi daha küçük ölçekli damarlarda da olabilir. Bu nedenle bu kişilerde yine zaman içinde böbrek hasarına bağlı böbrek yetmezlikleri, sinir hasarına bağlı nöropatiler, el ve ayaklarda duyma kusurları ve göz hasarına görme bozuklukları görülmeye başlayacaktır.

Bu hastaların bir kısmı da hekimlerin dışarıdan verdikleri insüline bağlı olarak kilo alan hastalardır. İnsülin anabolik bir hormondur. Zaten kendilerinde var olan hormon dışında dışarıdan verilen insülinler bu hastaların kilo almalarına neden olmaktadır. Bu aşırı kilolara bağlı olarak da komplikasyon oranları artacak veya uyku apnesi, solunum problemleri gibi ilave komplikasyonlar olacaktır.

Bazı kanser türlerinin de diyabetli ve aşırı kilolu hastalarda sık görüldüğünü de unutmamak gerekir

4. Bu ameliyatlar için nasıl bir hazırlık yapılıyor?

Öncelikle hastaların detaylı genel bir check-up’ı yapılıyor. Diyabet veya başka yandaş hastalıklar nedeniyle vücutta oluşan hasarlar tespit edilmeye çalışılıyor. Kalp ve damar sistemi, böbrekler, gözler ve sinir sistemi inceleniyor. Böylece ameliyatın riskleri ve organ hasarlarına ne kadar etkili olabileceği hesaplanıyor. Daha sonra pankreasın insülin depolarının durumu ve insülin aktivitesi ile insülin direnç oranları inceleniyor. Bu inceleme süresinde şekerleri kontrol altına alınmaya ve varsa diğer bozuklukları ameliyata uygun hale getirilmeye çalışılıyor. Bu hazırlıkların hepsi 2-3 gün içinde bitiriliyor.

6. Ameliyat sonrasında yaşam nasıl oluyor?

Hastalar 2 veya 3. gün sulu gıdalara başlıyorlar. 4 veya 5. gün taburcu oluyorlar. 2 – 3 hafta sulu gıdalardan sonra, önce yumuşak daha sonra da katı gıdalara geçiyorlar. Midenin de büyük bir bölümünü aldığımızdan önceleri az gıda ile doyuyorlar. 1 yılın sonunda da normal miktarda yemek yiyebiliyorlar. Belirli periyotlarda diyetisyen ve endokrinoloji uzmanı kontrolü için hastaneye geliyorlar. Sigarayı kesmeleri ve son derece kısıtlı alkol almaları öneriliyor. İlk 3 – 4 ay vitamin takviyesi ihtiyacı olabilir. Ancak özellikle süt ve süt ürünleriyle proteinden zengin gıdalarla beslenmeleri öneriliyor. Ameliyat tekniğinin bir sonucu olarak aşırı yağlı ve kalorili yemeklerden sonra hastada şiddetli diyareler olabiliyor. Bu nedenle yoğun ve yağlı yemeklerden şiddetle kaçınılması tavsiye ediliyor.

7. Bu ameliyatın komplikasyonları nelerdir?

En önemli komplikasyonları dikiş yerlerindeki oluşabilecek açıklıklar ve kanamalardır. Oldukça az görülmelerine karşın ciddi komplikasyonlardır. Bu durumda yeniden girişimler ve hatta yeniden ameliyatların yapılma zorunluluğu olabilir. Bu ameliyatlar laparoskopik dediğimiz kapalı yöntemle yapılmaktadır. Bu komplikasyonlar sonrası açığa geçme veya yeni ameliyatların açık olması söz konusu olabilir. Bu ameliyatlarda diyete uyulmaz ise şiddetli diyareler görülecektir. Ancak, obezite ameliyatlarının aksine uzun dönemde vitamin eksiklikleri ve metabolik sorunlar bu ameliyatta görülmezler.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

haber 24 ntv spor izmir haber istanbul haber bina guvenlik sistemi guvenlik sistemi teknim alarm sistemi kamera sistemi kamera sistemi bakıcı kamera sistemi bakıcı kamera sistemi Google
şişli escort bayan şişli escort şişli escort şişli escort bayan